/userfiles/images/products/635050917035317500.jpg

Nietzsche Seti

150 TL 220 TL

Sepete Ekle

Ürün Kodu: 10177 Stokta 100 adet var

Sepete Git

Nietzsche Seti 19 Kitap,Nietzsche Seti,Nietzsche'nin Tüm Eserleri,Nietzsche Ahlakın Soykütüğü,Nietzsche Böyle Buyurdu Zerdüşt,Nietzsche Şen Bilim,Nietzsche Putların Alacakaranlığı,Nietzsche İnsanca Pek İnsanca,Nietzsche İyinin Kötünün Ötesinde

 Nietzsche Seti 19 Kitap

Açıklama

Felsefenin kilometre taşı; "Friedrich Nietzsche"... Ünlü filozofun tüm seçkin eserleri "Nietzsche Eserleri Seti" nde birarada... Hepsine birden, tek seferde sahip olmak için eşsiz bir fırsat... Felsefenin dünyadaki duayenlerinden en büyüğünün eserlerine kütüphanenizde yer vermek için gecikmeyin... Güneş Yayıncılık'ın ödeme seçenekleriyle kütüphanenizi ve kendinizi Friedrich Nietzsche eserleri ile ödüllendirin..

 

Ahlakın Soykütüğü Üstüne, F. Nietzsche

Hınç duygusunu  yakından
incelemeyi düşünen
psikologlara karşı söyleyeceğim şu:
Bu bitki, en iyi anarşist ve
Yahudi düşmanları arasında açıyor,
bir de gizli yerlerde çiçekleniyor hep,
menekşe gibi, ama farklı bir kokuyla

Böyle Buyurdu Zerdüşt, F. Nietzsche
Tüm yazılmışlar arasında sevdiğim tek şey, birilerinin kendi kanıyla yazdığıdır. Kanla yaz: fark edeceksin ki, kan ruhtur. Kolay bir iş değildir, meçhul kanı anlamak: nefret ederim, avare okurlardan. Her kim ki okuru tanır, daha fazlasını yapmaz onun için. (...) Cümle âlem okumayı öğrenecek olsa, yalnız yazmak değil, düşünmek de çürürdü. Vaktiyle ruh tanrıydı, sonra insanlaştı ve şimdi, neredeyse avamlaşmak üzere. Kanla ve hikmetle yazan kişi, okunmaya değil, ezberlenmeyi ister
Şen Bilim, F. Nietzsche
İnsanlara durup şöyle iyi ya da kötü yanlarıyla bir bakmak istesem onları daima tek bir ödevle ilgilenirken bulurum, tümünü ve özellikle teker teker hepsini: İnsan türünü korumak için iyi olanı yapmak. Türlerini sevdikleri için değil elbette, yalnızca basit bir nedenden, içlerinde bu dürtüden daha eski, daha güçlü, daha ödün vermez, daha üstesinden gelinmez bir şey yok, - çünkü bu dürtü türümüzün ve sürümüzün özünü oluşturuyor. Komşularımızı alışılagelen basiretsizlikle sınırları çok belirgin beş parçaya, yararlı, zararlı, iyi, kötü diyerek bölmek kolay; oysa geniş bir açıdan bakıldığında, bütün üzerinde biraz düşündüğümüzde bu sınırları çok belirgin ayırımın güvenilmezliğini anlar ve ayırımdan vazgeçeriz.
Putların Alacakaranlığı, F. Nietzsche
Yeterince koruyamayız, kendimizi açığa vurarak içimizi. Gevezeliğe gelmez gerçek yaşantılarımız, kesin mi kesin bu. İsteseler de açıklayamazdı kendilerini bu yaşantılar. Söz yanılgıya düşer, yetersizdir burada. Ne işe yarar bildiğimiz sözcükler, hepsini dışladıktan sonra? Bir aşağılama vardır her söylevin içinde. Öyle görünüyor ki dil bir aracı, bir ilişki sağlayıcı, ortak nesne olarak bulunmuştur. Konuşan kimse ancak kendini sergiler demek…
İnsanca Pek İnsanca (2 Cilt), F. Nietzsche

(…)  en asil güzellik, / neredeyse farkında olmaksızın / yanımızda taşıdığımız, / ağır ağır içe işleyen ve yine kimi zaman / bir rüyada karşılaştığımız, ama en / sonunda, uzunca bir süre yüreğimize / özenle yerleştikten sonra
bize tamamen sahip olan ve / gözlerimizi yaşlarla, yüreklerimizi / tutkuyla dolduran türden bir güzelliktir.

İyinin Kötünün Ötesinde, F. Nietzsche
Her derin düşünür, anlaşılmamaktan çok anlaşılmaktan korkar.Anlaşılmamak, belki boş gururunu yaralar, oysa anlaşılmak,yüreğini; şöyle diyen duygudaşlığını: ‘Ah! Niçin benimki gibi bir zorluğu istersiniz?’
Derin acıların insanı mutlu olduğunda kendini ele verir. Sanki kıskançlıktan ezip çiğnemek, Boğmak ister gibi bir mutluluğu  Yakalama yolu vardır. Ah bir bilebilse uçup gidebileceğini!..
Ecco Homo, F. Nietzsche
Söz gelişi bir umacı değilim ben, 
bir törensel korkuluk da değilim, 
-üstelik bugüne değin, erdemli diye 
saygı duyulan insan türüne 
aykırı bir yaradılıştayım. 
Söz aramızda gururumu kabartan da 
bu durum olsa gerek.
Dionyos Dithyrambosları, F. Nietzsche

Bundan böyle bir hasta
yılan zehriyle zehirlenmiş;
bir mahkûm bundan böyle,
en zorlu kaderi çekmiş:
kendi kuyusunda
iki büklüm çalışan,
kendi kendinin çukuruna gömülü,

Richard Wagner Bayreurth, F. Nietzche
Çağımızda duyguların nasıl altüst olduğunu ve zamanın bu altüst oluşun farkına varamadığını yalnızca iki örnekle göstermek istiyorum. Eskiden parayla ticaret yapan insanlara onurlu bir soylulukla yukarıdan bakılırdı, ancak onlara ihtiyaç duyulduğunda, her toplumun iç organlarının olması gerektiği itiraf edilirdi. Şimdi bu insanlar, modern insanlığın ruhunda egemen bir güç oldular hem de ruhun en tutkulu bölümü olarak.
Yunan Tregedyası Üzerine İki Konferans, F. Nietzsche
Yunan tragedyası antik dönemdeki tüm kardeş sanat türlerinden farklı bir şekilde kaybolup gitmiştir: hepsi en güzel şekilde rahmetli olurken, onun sonu trajik olmuştur. İdeal anlamda doğal bir duruma uygun olan, güzel nesillerle krize girmeden yaşama veda etmekse, o zaman antik sanat türlerinin sonu, böyle ideal bir dünyayı karşımıza çıkarır; onların güzel çocukları çoktan tüm güçleri ile yerlerini alırken, onlar bu dünyadan ayrılıp sonsuzluğa karışmışlardır. Oysa Yunanlıların müzikli oyununun ölümü ile her yerde derinden hissedilen büyük bir boşluk oluşmuştur; şiirin bile yok olup gittiği söylenmiş, önceki ustaların kırıntılarından adamakıllı karınlarını doyursunlar diye, körelmiş, zayıf düşmüş, yaratıcılıktan uzak şairlere, şaka olarak Hades'e gitmeleri söylenmiştir.
Wanger Olayı, F. Nietzsche
Biraz olsun, kendimi rahatlatmak istiyorum. Bu yazımda Wagner'i harcamak pahasına, Bizet'yi övmem yalnızca salt kötülükten kaynaklanmıyor. Birçok şaka arasından şakaya hiç de gelmeyecek bir konuyu gündeme getiriyorum. Wagner'e sırt çevirmek benim için bir yazgıydı. Herhangi bir şeyi sonradan yeniden sevebilmek ise bir utku. Belki de hiç kimse Wagner'cilikle bu denli tehlikeli bir biçimde bütünleşmemiş, hiç kimse Wagner'ciliğe karşı koymada bu denli güçlü bir biçimde direnmemiş ve hiç kimse ondan kurtulduğuna bu denli çok sevinmemiştir. Uzun bir öykü!
Müziğin Ruhundan Tragedyanın Doğuşu, F. Nietzsche
Dionyssos müziğine inanan gönüldeşlerim, siz tragedyanın bizim için taşıdığı anlamı da bilirsiniz. Biz onda, müzikten yeniden doğan tragedya söylencesini buluyoruz. Biz bu söylencede tüm nesneleri umar ve en etkili acıyı unutabiliriz! En etkili acı, bizim için her şeydir. Bu sözcüğü anlıyorsanız, sonunda benim umutlarımı da anlayacaksınız.
Tan Kızlığı, F. Nietzsche
Bu kitapta bir "yeraltı insanını" iş başında bulacaksınız, sondaj yapan, kazan, gömen birisini. Havasızlık ve karanlığın yaratacağı uzun süreli her sıkıntıya pek fazla aldırış etmeden, onun ne kadar yavaş, dikkatli ve ödün vermez bir inatçılıkla ilerlediğini göreceksiniz, elbette eğer böyle bir derinlik çalışmasını görebilecek gözleriniz varsa; bu belirsiz işinde bile onun mutlu olduğunu söyleyebilirsiniz. Sanki kendisine bir inanç yol gösteriyor, bir teselli onu avutuyor gibi değil mi? Belki de kendi uzun karanlığını istiyor, kendi anlaşılmazlığını, gizliliğini, gizemliliğini, çünkü o ne elde edeceğini biliyor: kendi sabahını, kendi kurtuluşunu, kendi tan kızıllığını?... Hiç kuşku yok, geri dönecektir: ona aşağıda ne işi olduğunu sormayın, bu sözde Trophonios ve yeraltı insanı, yeniden "insan olunca", size kendisi anlatacaktır. İnsan onun gibi uzun süre köstebek olarak yaşayıp, yalnız kalınca, susma yetisini tümüyle kaybeder
Öğretim Kurumlarının Geleceği Üzerine, F. Nietzsche
Dilinizi ciddiye alın! Buna kutsal bir görev gibi bakmayan insanda yüksek öğrenimin tohumu bile mevcut değildir. Sanatı ne kadar önemseyip önemsemediğiniz ve sanatla ne kadar yakın olduğunuz, anadilinizi nasıl kullandığınızdan anlaşılır.
Eğtimci Olarak Schopenhauer, F. Nietzsche
Pek çok ülkeyi ve ulusu 
ve birkaç kıtayı görmüş olan 
bir gezgine, 
tüm insanlığın ortak özellikleri olarak 
ne tür nitelikleri keşfettiği 
sorulduğunda şöyle cevap vermişti:
Yunanlar'ın Trajik Çağında Felsefe, F. Nietzsche
Şöhret acaba bencilliğimizin yalnızca çok tatlı bir lokmasından başka bir şey değil mi? Bu, aslında pek nadir insanlarda hırs olarak ve yine bu insanların pek nadir anlarında vardır. Bu anlar, dünyanın yaratılışında olduğu gibi, insanın kendi içinden ışık çıkararak ve etrafına saçarak koluna emir verdiği anlık aydınlanma anlarıdır. O sırada insanın içini mutlandırıcı kendisini böyle en uzaklara çekip yücelten şeyin, yani bu bir tek hissin doruklarının ileriki dünyaların hakkı olarak kalamayacağına dair bir güven doludur. Bütün gelecektekiler için bu en nadir aydınlamaların ebedi gerekliliği içinde insan, şöhretinin gerekliliğini fark eder; bütün bir gelecek boyunca insanlığın ona ihtiyacı vardır. O aydınlanma anı nasıl kendi varlığının özü ise, kendisi de bu anın insanı olarak ölümsüzlüğü olduğuna inanır ve başka her şeyi pislik, çöp, kibir, hayvanlık ya da tekrarlama sayarak üzerinden atıp ölümlülüğe terk eder.
Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Yararsızlığı Üzerine, F. Nietzsche
Tarihle her şeyden önce, etkin ve güçlü olan, büyük bir savaşa girişip de örneklere, ustalara, avutucu ve öğüt vericilere, ermişlere gereksinim duyan ve bunları çağdaşlarıyla arkadaşları arasında bulamayan kimse ilgilenir. Schiller de tarihle böyle ilgilendi: Çünkü zamanımız öylesine kötü ki, diyor Goethe, artık ozana kendi çevresindeki insanların yaşamı içinde yararlanabileceği örnek bir yapı görünmüyor pek.
David Starauss, F. Nietzsche
Kültür, her şeyden önce, bir halkın yaşam ifadelerinin tümündeki sanatsal tavır birliğidir. Çok fazla bilgi ve öğrenim ne kültürün temel araçlarından bididir ne de kültürü işaret eder, hatta bazen bir tavırsızlık veya tüm tavırların düzensiz bir karışımı olup kültürün karşıtı olan barbarlıkla bile uyum sağlayabilir.

Facebook sayfamız için : www.facebook.com/rehabilitasyonkitaplari

Bu ürüne henüz yorum yapılmamış

Yorum yapabilmek için üye olmalısnız

Önerilen Benzeri Kitaplar